Gelişim, Eğitim ve Sağlık
Gelişme Çağında Diyet Değil, Spor Yapılmalı
Gelişme çağında yapılan gereksiz diyetler daha ileri yaşlarda zor verilen fazla kilolara zemin hazırlıyor.Bedenin en fazla gıdayı tolere edebileceği çağları gelişme dönemi.Ergenliğe girerken ve ergenlikte bedenin biraz yağlanması normal.Diyetisyen Dilek IŞIK, bunu kız çocuklarının dişileşmesi, erkek çocuklarının da erkekleşmesine bağlıyor.Diğer taraftan ergenlik, hormonlarının etkisiyle aklın karıştığı, cinsel kimliğin tam tanımlandığı bir dönem oluyor.Bu tabloya genellikle eşlik eden ise hüzün.Hepsi biraraya gelince yağlanma, büyük tedirginliklere yol açabiliyor.
Ergen Bedeniyle Uğraşır
Bu arada ergen, bazen baş edemediği yaşamında tek kontrol edebildiği bedenine dönüyor.”Bari bedenimi güzelleştireyim” diye düşünüyor.Bedeniyle çok fazla uğraşmaya başlıyor.Bu dönem ergenin kendini tanımladığı ve çevresindeki yerini kavradığı bir dönem.IŞIK, “Hem bunu yanlış anlamış ve hem de beslenme bozukluğu yaşamaya başlamış oluyor.Onları dinlemek ve belki de beslenmeleri ve bedeniyle ilgili yorum yapmamak gerekiyor.Aile yorum yapacak kadar, ergenin yanlış yaptığını düşünüyorsa yardım almak en doğrusu” diyor.
Çocuklar ve ergenler öncelikli olarak büyüme ve gelişme çağında olmaları nedeniyle diyet yapmamalı.Daha doğrusu “yemekten men edildikleri” diyetlere zorlanmamalı.IŞIK, “Bazıları tamamen yemekten kopabiliyor.Zaten hayatin en zor olduğu bu dönemde, kontrol etmeye çalıştıkları hayatı kontrol edemediklerinde bu kere bedenlerini kontrol etmeye başlayıp, çok fazla zayıflayabiliyor.Veya çok fazla şişmanlayabiliyorlar.Böylece bir yandan kontrol edebilme egosu tatmin olurken, aynı zamanda ilgi çekmenin iyi bir yolunu bulmuş oluyorlar.Bunu da yeme bozukluğu izleyebiliyor” diyor.
Vitamin ve minerallere en çok ihtiyaç duyulan bu dönemde mutlaka yemeleri gerekenleri yemez hale gelmeleri ayrı bir sorun.
Fazla Kilodan Kurtulmanın Yolu
Çocuklara diyet yaptırmak yerine bir spor dalına yönlendirmek daha doğru.Spor disiplini ile iç kontrollerini güçlendirir.Enerji harcattığı için bedenlerinin hızla yağlanmasını önler.Tabii bu abur cubura, fast food’a vize vermeniz anlamına gelmiyor.Bunların yerine meyve kasesini göz önünde bulundurun.Evde sebze pişirin, beraber sofraya oturun.Ayrıca çocuklarınızın yanında sürekli, diyet konuşmaları yapmayın.
Kentlimizden Köylümüze Hepimiz Şişmanlıyoruz
Şişmanlık günümüzde toplumun her kesimini etkiliyor.Köylümüzden kentlimize, çocuğumuzdan ergenimize, kadınımızdan erkeğimize hepimiz şişmanlıyoruz.Kırsal kesimde yaşayanlar geçmişte, yaşam ve beslenme alışkanlıkları nedeniyle obezite ve ona bağlı hastalık risklerinden uzak kalırken, günümüz gerçekleri ışığında yapılan çalışmalar obezite riskinin artık bu grubu da tehdit ettiğini gösteriyor.Günümüzde köylülerin de araba kullandıklarına, tarlalarını araçla sürdüklerine, köylerde bakkal ve marketlere erişimin kolaylaştığına ve sağlığı tahdit eden ürün tüketiminin arttığına dikkat çeken İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Türk Obezite Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Taner Damcı, köylüler arasında obezite görülme oranının hızlı bir artış gösterdiğini söylüyor.Prof. Dr. Damcı, durumun ciddiyetini bire bir tanık olduğu bir örnekten hareketle gözler önüne seriyor:
“ Gittiğimiz bir köyde muhtarın evine davet edilmiştik.Muhtar bana, “ Doktor Bey eskiden bizim köyde kalp krizi nedir bilmezdik ama son 10 yıldır birçok kişi kalp krizi geçirdi” dedi.Bunun nedenini sorguladığımızda, 15 yıl önce köyle kasaba arasına yol yapıldığını ve eskiden 10 kilometrelik yolu yürüyerek giden köylülerin o tarihten sonra dolmuş kullanmaya başladıklarınıöğrendik.Bu, hereketsizliğin obezite ve ona bağlı ciddi hastalıkların oluşumu üzerinde ne kadar etkili olduğunu gösteren çarpıcı bir örnek.Ayrıca, eskiden kendi yaptıkları tam buğday ekmeğini tüketen köylülerin, artık sofralarında bakkaldan satın aldıkları beyaz ekmeğe yer vermeleri de kilo almalarına yol açıyor.”
Obezitenin yaşam süresini kısaltıcı etkisi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Damcı “ Bir kişinin beden kitle indeksinin 25’ten 27’ye yükselmesi bile, sağlık açısından önemli bir olumsuzluk nedenidir.Morbit obez olarak adlandırılan çok şişman bir insana 10 kilo verdirilmesi estetik açıdan fazla fark yaratmasa da, sağlık açısından o kişinin ömrünün yıllarca uzaması ve yaşam kalitesinin yükselmesi anlamına gelir” diyor.Bir hastalık olan obezite ile ilgili tıbbi yardım almanın şart olduğunu belirten Damcı, “ Zahmetsiz zayıflama vaatleri obezlere cazip geliyor.Obezite tedavisine yönelik harcamaların yüksekliği nedeniyle bu noktada halkı kandırıp duygularını sömürenlerden uzak kalınması büyük önem taşıyor” diye konuşuyor.
Çocuklukta Obez Olmak Daha Tehlikeli
Prof. Dr. Damcı, genetik faktörlerin obezitede önemli yer tuttuğunu söylüyor.Anne-babasından biri obez olan çocukların obez olma riski, olmayanlardan daha yüksek.Aile fertlerinin her ikisinin de obez olması durumunda ise bu risk artıyor. “Obez çocuk olmak sonradan olma obez yetişkinlikten daha kötüdür” diyen Damcı, ilkinin olumsuz etkileri daha uzun süre maruz kalmak anlamına geldiğini söylüyor.Çocuk hastalarla mücadelenin daha zor olması ve çocukların bazı kurallara uymakta zorlanmaları ise tadavi sürecinde karşılaşılan güçlükler arasında yer alıyor.
Obeziteye Neden Olan Hastalıklar
• Diyabete eğilim
• Diyabet
• Metabolik sendrom
• Polikistik over sendromu
• Hipotiroidi ( Tiroit bezinin az çalışması )
• Bazı tansiyon, şeker, depresyon ve epilepsi ilaçları
• Gereksiz ve fazla vitamin kullanımı
• Böbreküstü bezinin fazla çalışması
Spor Yapan Çocuk Sayısı Azaldı
Günümüzün dikkat çeken gerçeklerinden biri spor yapan çocuk sayısındaki azalma.Eskiden sokakta oynayan çocuklar günümüzde bu özgürlüklerini kaybedince, oyun yerini başka şeylere bırakıyor.Bilgisayar ve televizyonun hareketi çocukların yaşamlarından uzaklaştırma gücü, yanlış beslenme alışkanlıkları ve ailelerin televizyon seyrederken çocuklarının sağlıksız besinler tüketmelerine izin vermeleri obezitenin çocukları daha fazla tehdit etmesine neden oluyor.Obezitenin bireysel mücadelesiyle doktorlar uğraşırken, toplumsal mücadele yönetimlere düşüyor.Prof. Dr. Taner Damcı, okullarda hergün beden eğitimi dersi yapılmasının çok yararlı bir uygulama olacağını ve yetkililerin toplumun geleceği adına bunu değerlendirmeleri gerektiğini dile getiriyor.
En Büyük Tehlike Sınavlar
Prof. Dr. Taner Damcı, obezitenin en büyük davetçilerinden birinin ülkemizde her yıl tekrarlanıp çocuk ve gençlerin stres altında yaşamalarına neden olan sınavlar olduğunu söylüyor.Bu sınavların yaşamsal bulunduğu düşüncesi, ailelerin çocuklarının en iyi okullara girme beklentileri, çocuk ve gençlerin her geçen gün daha yoğun tempoda çalışmalarına ve yaşlarının gerektirdiği etkinliklerden uzak kalmalarına neden oluyor.Bu durum da beraberinde; stres, hareketsizlik, aşırı yemek yeme ve mutsuzluk hissi getirince, obezite ve obeziteye bağlı hastalıkların erken yaşta gelişmesi şaşırtıcı olmaktan uzak hale geliyor.Okullarda artık şişman çocukların tersine şişman olmayan çocuklar dikkat çekiyor. Önlem alınmaması halinde ise çocukların geleceği karanlık görünüyor.Çocuk beslenmesinde günlük birkaç kalorilik fark bile 5-10 yıl sonra çok büyük değişiklik nedeni olabiliyor.Bu nedenle sağlıklı beslenmenin obezite ve obezite kaynaklı hastalıklar anlamında ne kadar etkili olduğunu unutmamak gerekiyor.
Şoke eden araştırma!
Yapılan araştırmalar son kuşağın bedensel gücünün büyük ölçüde azaldığını ortaya çıkardı.
2008 kuşağı 10 yaşındaki 315 çocukla 1998 kuşağı aynı yaş grubundaki 309 çocuğun verileri üzerinde yapılan karşılaştırmada son kuşağın bedensel gücünün büyük ölçüde azaldığı ortaya çıktı. Sonuçları yorumlayan uzmanlar, “İp atlamak, top koşturmak, ağaca tırmanmak yerine bilgisayar ve televizyonla geçirilen zamanın sonucu bu” yorumunu yaptılar.
Acta Paediatrica adlı çocuk sağlığı dergisinde yayımlanan araştırma, ağaca tırmanmak, ip atlamak, top koşturmak gibi oyunlar yerine bilgisayar ve televizyon başında zamanını geçiren çocukların sağlığı konusundaki kaygıyı dile getirdi. Fitness uzmanı Dr. Sandercock ve ekibi, 2008’de 10 yaşındaki 315 çocuğun katılımıyla gerçekleştirdikleri araştırmayı, 1998 yılında aynı yaş grubundaki 309 çocuk üzerinde yapılan araştırmayla karşılaştırdıklarında, günümüz çocuklarının kaslarının 1990’lı yıllarda büyüyenlere göre daha zayıf olduğunu tespit etti. Araştırmacılar, boy ve kilo oranları aynı olsa bile, bu dönemin çocuklarının fiziken daha zayıf, kas yapısının daha az olduğu ve önceki kuşakların basit gördüğü fiziksel hareketleri bile yapamadıklarını saptadı. Araştırmada, 10 yaşındakilerin mekik çekme sayısının 2008’deki çocuklarda 1998’lerdekine oranla yüzde 27,1 azaldığı, kol gücünün yüzde 26, tutuş gücünün yüzde 7 zayıfladığı, önceki kuşağın iki katı kadar çocuğun da parmaklıklara asıldıklarında kendi ağırlıklarını çekemedikleri görüldü. Dr. Sandercock, bu bulguların ‘’şoke edici’’ olduğunu söyledi.




